17:34 |
Author: Yolcu
*İstanbul bana beni anımsatır istanbul bana hayallerimi hatırlatır. İstanbul bana hayattır.
Saat bir hayli geç olmuştu. İstasyonda yalnızca bir yandan tren bekleyip bir yandan uyuklayan tek tük insanlar ve yerleri silen temizlik işçileri kalmıştı. Aile salonuna sıvışmış kalöriferin dibinde sızmış bi kaç dilenci ve sarhoşun horultuları dışında hiç ses yoktu. Kış aylarında istanbul'a gidişlerimin çoğunda böyle olurdu fakat bu kez trenin 1 saat roter yapması durumu biraz daha nahoş hale getirmişti. Elimdeki gazetenin sayfalarını hızlı hızlı çevirip resimlere göz atıyordum. Gazetedeki resimlerde gariplikler bulmaya çalışmak çoğu insanın hoşuna gider sanıyorum. Zaman öldürmekte vazgeçilmezimdir. '' Muhalefet iktidara zırt dedi'''' iktidar zortladı''.. bu bakanların burunları fazla büyük bence diyorum. Politikacının ağzı büyük olmalı diye düşünüyorum. Mecazlar hep gerçek olsun istemişimdir.
Trenin sesi bi bebek haykırması gibi duvarların arasından sıyrılarak kulaklarımı çınlattı. Kalkıp büfeye doğru yürüdüm. Temizlikçilerin yeni sildiği yerlerde yürürken kendimi buz dansı yapıyor gibi hissettim. hızla kayarak uyuyan büfeciye bi kağıt parçası fırlattım. Hortlak edasıyla sinirli bi şekilde kalktı uyukladığı koltuktan ve buyrun dedi. Bir sandviç alabilirmiyim dedim. poşete sarılı kokuşmuş sandviçlerden birini verip parayı aldıktan sonra ölü gibi uykusuna tekrar döndü. İstasyonda benden başka bu trene binicek kimse yoktu neredeyse sağda solda bir kaç yalnız adamdan başka. Parlak zeminde kalitesiz bir leylak kokusu vardı. tren perona yerleşmiş görevli trende uyuyan yolcuları kaldırmaya çalışıyor, istasyondaki bir kaç adam homurdanarak uyanmaya çalışıyordu. sabırsızın tekiydim trene hemen bineyim istedim. garın bekleme salonun kapısını açmaya uğraştım da başaramadım,lanet kapı öyle eskimişti ki temizlenmemiş küfler vardı kapı kolunun alt kısımlarında. acele ile zorladım kapıyı ve sinir bozucu bir gıcırdamayla açıldı. uyuklayan dilencilerden bir kaçı yarı uykulu küfürler saydırdıysa da arkama bakmadan koşup trene atladım. hava meterolojinin tahminlerinden daha soğuktu. Aklıma haber bültenlerinin hemen ardından yayınlanan hava durumu kısmı geldi. Bu gece havanın ne kadar soğuk olacağını ancak Allah bilir falan dese bir gün. Gerçekçi bir tavırla ''valla bak'' dese bide. aptal bi gülümseme geldi yüzüme. biletime baktım 3 numaralı vagon 3 numara hemde 3. perdondaydı. Aman Allah'ım bu bi işaret mi dedim kendi kendime. Böyle olağan üstü hikayelerin birinde figuran bile olsa varolmak istemişimdir hep.vagon kapısının tutacakları buz gibi soğuktu elim yapışık kalacak sandım. hemen içeri girip koltuk numaralarına bakarak ilerliyordum vagunun sonuna doğru.
Saat bir hayli geç olmuştu. İstasyonda yalnızca bir yandan tren bekleyip bir yandan uyuklayan tek tük insanlar ve yerleri silen temizlik işçileri kalmıştı. Aile salonuna sıvışmış kalöriferin dibinde sızmış bi kaç dilenci ve sarhoşun horultuları dışında hiç ses yoktu. Kış aylarında istanbul'a gidişlerimin çoğunda böyle olurdu fakat bu kez trenin 1 saat roter yapması durumu biraz daha nahoş hale getirmişti. Elimdeki gazetenin sayfalarını hızlı hızlı çevirip resimlere göz atıyordum. Gazetedeki resimlerde gariplikler bulmaya çalışmak çoğu insanın hoşuna gider sanıyorum. Zaman öldürmekte vazgeçilmezimdir. '' Muhalefet iktidara zırt dedi'''' iktidar zortladı''.. bu bakanların burunları fazla büyük bence diyorum. Politikacının ağzı büyük olmalı diye düşünüyorum. Mecazlar hep gerçek olsun istemişimdir.
Trenin sesi bi bebek haykırması gibi duvarların arasından sıyrılarak kulaklarımı çınlattı. Kalkıp büfeye doğru yürüdüm. Temizlikçilerin yeni sildiği yerlerde yürürken kendimi buz dansı yapıyor gibi hissettim. hızla kayarak uyuyan büfeciye bi kağıt parçası fırlattım. Hortlak edasıyla sinirli bi şekilde kalktı uyukladığı koltuktan ve buyrun dedi. Bir sandviç alabilirmiyim dedim. poşete sarılı kokuşmuş sandviçlerden birini verip parayı aldıktan sonra ölü gibi uykusuna tekrar döndü. İstasyonda benden başka bu trene binicek kimse yoktu neredeyse sağda solda bir kaç yalnız adamdan başka. Parlak zeminde kalitesiz bir leylak kokusu vardı. tren perona yerleşmiş görevli trende uyuyan yolcuları kaldırmaya çalışıyor, istasyondaki bir kaç adam homurdanarak uyanmaya çalışıyordu. sabırsızın tekiydim trene hemen bineyim istedim. garın bekleme salonun kapısını açmaya uğraştım da başaramadım,lanet kapı öyle eskimişti ki temizlenmemiş küfler vardı kapı kolunun alt kısımlarında. acele ile zorladım kapıyı ve sinir bozucu bir gıcırdamayla açıldı. uyuklayan dilencilerden bir kaçı yarı uykulu küfürler saydırdıysa da arkama bakmadan koşup trene atladım. hava meterolojinin tahminlerinden daha soğuktu. Aklıma haber bültenlerinin hemen ardından yayınlanan hava durumu kısmı geldi. Bu gece havanın ne kadar soğuk olacağını ancak Allah bilir falan dese bir gün. Gerçekçi bir tavırla ''valla bak'' dese bide. aptal bi gülümseme geldi yüzüme. biletime baktım 3 numaralı vagon 3 numara hemde 3. perdondaydı. Aman Allah'ım bu bi işaret mi dedim kendi kendime. Böyle olağan üstü hikayelerin birinde figuran bile olsa varolmak istemişimdir hep.vagon kapısının tutacakları buz gibi soğuktu elim yapışık kalacak sandım. hemen içeri girip koltuk numaralarına bakarak ilerliyordum vagunun sonuna doğru.


1 yorum:
backlink checker seo strategies backlinks need backlinks